Kitaplar…Kitaplar

Geçen yazılarımdan birinde sık seyahatler nedeni ile havaalanlarında, uçaklarda boş zamanlarımın miktarı artınca okumaya daha çok vakit ayırabildiğimden bahsetmiştim.

İşte bu imkânlar çerçevesinde son günlerde elime aldığım diğer bir kitap da Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabı. Sakın ola ki bu kitapla ilk defa karşılaştığımı zannetmeyin. 1932’de kaleme alınan bu kitabı bugüne kadar en az dört kere okudum. Ancak içinde yaşadığım makro ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal çevre her okuyuşumda değiştiği için mi nedir, her okuyuşumda farklı bir ders çıkardım bu kitaptan. Her okuyuşumda beni bir farklı etkiledi.

O dönem için bir “kurgu bilim romanı” niteliğindeki bu kitabın konusu olan insan genleri ile oynayıp standartlara uygun insan yaratma fikri, maalesef ki ilerleyen zamanlarda dünyanın kaderine bir bomba gibi düşüp, on milyonlarca insanın hayatına mal olan, ikinci dünya savaşının müsebbibi bir meczup, bir ruh hastası tarafından realize edilmeye çalışılmış ve bu hastalıklı fikir milyonlarca insanın hayatına mal olmuştur.

Okuyucularına, ister genlerle oynayarak, isterse beyinle ve algılarla oynayarak birbirinin aynı şekilde düşünen, davranan insanlar yaratma fikri, tarihin birçok döneminde denenmiş ve hiçbir şekilde başarılı olamamıştır şeklinde bir sonuç çıkartılmasını sağlayabilen bu kitabı okumakta yarar olduğunu öneriyorum.

Huxley’in en tanınmış kitabı “Cesur Yeni Dünya “ olmakla birlikte, onun bu kitabı öncesinde yazıp yayınladığı üç kitabı Antik Saman ( Antic Hay ) , Şu Kısır Yapraklar ( Those Barren Leaves ) ve Türkçeye çevrilmemiş olan Point Counter Point adlı eserleri bence en az Cesur Yeni Dünya kadar çarpıcı eserlerdir. Bu üç romanında da yine toplumsal olayları kendi üslubu ile eleştiren Huxley, modern toplumun kusurlarını ortaya koymakta ne denli başarılı olduğunu göstermektedir.

Bu aralar yine kaçıncı defadır ele alıp okuduğum kitaplardan birisi de Samuel P.Huttington’un “Medeniyetler Çatışması” adlı eseri oldu. Çağımızın temel problemlerine gerçekten silinmez bir damga vuran Amerikalı siyaset bilimci Huttington’un Medeniyetler Çatışması adlı kitabı, günümüzün globalleşen dünyasındaki kırılma noktalarını Doğu-Batı ekseninde ele alarak bütüncül bir yaklaşımla ele alan bir çalışma.

Bugünün Türkiye’sinin ve Ortadoğu’nun yaşamakta olduğu uluslararası problemleri daha iyi anlamak ve yorumlamak isteyen herkes için adeta bir ansiklopedi niteliğindeki bu kitabı bu son okuyuşumda, bölgemizde gelişen olayları çok öncesinden farklı bir perspektif altında anlama ve aktarma yeteneğine bir kez daha hayran kaldım.

Okuduğum bir son çalışma da Doç. Dr. Poyraz Gürson’un “Büyük Güçlerin Suriye Planı” adlı çalışması büyük ülkelerin beklentileri çerçevesinde bölgedeki sosyo ekonomik, sosyo kültürel ve etnik yapının karakteristiklerini inceleyen bu çalışma, bir anlamda da bölgenin siyasi tarihini ve tarih boyunca olanı biteni bütün açıklığı ile okuyucularının incelemesine sunuyor. Alanda çalışan bütün akademisyenlere bir kaynak kitap olarak önerilebileceği gibi, biz emsal sıradan ama olan bitenle ilgili okuyucular için de zihin açıcı ve yorumlarımıza ışık tutabilecek bir kitap.

Bundan sonra da fırsat buldukça yeniden okuduğum eski basım kitaplar ve yeni yayınlanmış kitaplar hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.