“Büyük Güçlerin Suriye Planı” kitabının yazarı Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. A. Poyraz Gürson ile Ortadoğu’da güncel süreci konuştuk.

Ortadoğu çerçevesinde yaşanılan süreçte bir çok mesele mevcut. Önümüzdeki süreçte Ortadoğu’yu neler bekliyor?

“Büyük Güçlerin Suriye Planı” kitabının yazarı Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. A. Poyraz Gürson ile Ortadoğu’da güncel süreci konuştuk.

Sayın hocam, siz bu süreci nasıl görüyorsunuz?

ABD, İsrail’in güvenliği dışında hür dünyaya petrolün kesintisiz olarak akmasını önemser. Onun dışında da hiç bir şey ile ilgilenmez. Burada da şimdi İran’a olası bir müdahaleyi herkes bekliyor. Ben baktığımda da ABD’nin veya Münih Güvenlik Zirvesi’nin veya Münih Güvenlik Zirvesi sonrası ekonominin Davos’unun 2018 yılında İran’a, olası bir bütçeye ayrılmış ABD’de de pay olmadığı için tekrar bir müdahale beklemiyorum.

Peki petrol fiyatlarına yansıması ne olur?

ABD’nin İran’dan petrol ithalatını 04/11/2018 tarihinden itibaren bitirin açıklamaları başta petrolün yüzde 50’sini İran’dan sağlayan biz olmak üzere çok önemli. Petrol fiyatlarının kısa vadede düşeceğini düşünmüyorum. Çünkü Rusya’nın pozisyonu çok güçleşecektir. Rusya’nın iyiliğine ABD bir şey yapmayı tabii ki istemez ama şuan kendi içindeki sorunlarla, doların konvertibl oluşu büyük avantaj sağlasa da tam karşılığında coin cinsi başka bir para çıkartabilir Çin. Çin’in bu ticari savaşlarını doğru okumak gerekiyor. Biz Ortadoğu’yu konuşuyoruz ama Uzak Doğu’da yaşanan gelişmelerden veya Şangay İşbirliği’nden bağımsız da değil Ortadoğu’da yaşanacaklar. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ortadoğu her gün daha kötü günler yaşayacak. Bu kesin!

Nedeni temelde nedir?

Katma değer katamadığı için küresel ekonomiye. Bu katamayan ülkelerde nüfus artışı da enteresan bir şekilde Afrika veya Ortadoğu ülkelerine baktığınız zaman nüfus artışında en yoğun coğrafyayı görüyorsunuz. Zaten bu da göçü tetikliyor. İşte Akdeniz’de boğulanlar vs. yaşanıyor. Bu göçmen hareketleri de tüm dünyadaki siyasi hareketleri de tetikliyor. Bugün ırkçı partilerin tamamı gerek Almanya’da gerek İtalya’da gerek Avusturya’da çok yüksek oy oranlarına sahipler. Tabi bunların da dengelenmesi ve bir yere oturması gerekiyor. Bütün bunlar göç politikasıyla beraber arada kalan hilalle haçlı arasında bir savaşa doğru gidiyor. İşte Avusturya’nın aldığı kararlarla vs. Ortadoğu coğrafyası çok daha sıkıntılı bir süreçten geçecek.

Burada önemli bir ülke de Türkiye. Türkiye’yi neler etkileyecek?

Birincisi Afganistan’dan gelecek göç… ABD, büyükelçi John Boss’ı boşuna Ankara’dan sonra Afganistan’a göndermedi. Başka parametreleri devreye sokalım. Yarbay Oliver North’u da boşu boşuna ABD’de yönetime, ordunun başına tekrar getirmedi. Yarbay North, İrangate skandalında İran’a silah satışından sorumlu olan subaydı. Bir yıl sonra Amerikalılar hepimiz North’uz diye ortalığa düşmüşlerdi. İran’ı çok iyi bilen ve artı İran’da tabi nükleer anlaşmanın iptaline yönelik Avrupa Birliği’ne yapılacak yaptırımlara yönelik açıklamalar yapıyor. Gerek Ruhani yapıyor gerek İran Devrim Konseyi yapıyor. Burada tabi İran’ın sonsuza kadar bu rejimi devam ettirebilmesini öngörmüyorum. Yani nasıl Suriye’den çekilmesini İsrail ile beraber batılı güçler arzu ediyorlarsa burada belirleyici olan yalnız Almanya’nın tavrı olacaktır. Almanya eğer Rusya ve İran ile iyi ilişki geliştirirse. Çünkü Avrupa Birliği dediğimiz birlik Amerika Birleşik Devletleri gibi bir FED’ e sahip değil. Herkesin bireysel ülke bazında. İtalya’daki bir durum bile geçende Avrupa Birliği acaba çökecek mi durumunu etkiledi. Ki şuan brexit karşıtı İngiltere’de de organize edilen eylemleri görmekteyiz. Bütün hepsine birden toplamda baktığımızda İngiltere’nin açıklamaları zaten ABD ile de Ortadoğu için gerek İran için çelişkiler içeriyor. Sadece Suriye konusunda son dönemde kimyasal silahla beraber fikir birlikteliği içinde olduklarını görüyoruz. Dolayısıyla bizi etkileyecek öncelikle İran ve Afganistan’dan gelebilecek göç… Bu göç dalgasını da bizim doğru yönetmemiz gerekiyor. Yani şuan Suriye’deki bir benzeri 4 milyon 5 milyonluk nüfusu da Türkiye ekonomisi ne kadar kaldıracak buna yönelik ne gibi bir hazırlık içerisinde bunları tartışmamız gerekiyor.

Kürtlerin oradaki pozisyonu çok önemli. Neden?

Çünkü Kürtler Mahabad Cumhuriyeti hariç tarihte hiç devlet kurma varlığı gösteremediler aşiret oldukları için. İlk defa böyle bir şansı 25 Eylül referandumunda Barzani tarihe not düşecek şekilde kenara çekildi ama elde bir veri var. Bu veri neticesinde Kürtler bağımsızlık istiyor olarak tarihe not düşüldü. Dolayısıyla bu içerideki olayları HDP’ nin 24 Haziran seçimindeki aldığı oyla ilintili olarak beklentileri de tetikleyecektir. Zaten tüm dünyada da şuanda bölgede federal bir yapıya doğru geçişi toprak bütünlüğünü biz dillendirsek de toprak bütünlüğünü aslında sadece sözde dillendirdiklerini ifade edebiliriz.

Aslında Ortadoğu’ya bakarken farklı bir başlık atarak bakmakta da fayda var. Öyle değil mi o halde?

Tüm Ortadoğu aslında nasıl Lübnan Ortadoğu’nun bakiyesi ise kalan artık toplumların tamamından oluşturulmuş ve bu yüzden yıkılamayan bir devlet ise aslına buna benzer bir çok devletin ortaya çıkacağını ve Balkanlaştırma sürecinde mini devletçiklerin ortaya çıkabileceğini BOP çerçevesinde de söyleyebiliyoruz.

Türkiye bunlardan kendisini eski devlet refleksleriyle hareket ederek kurtaramaz. Burada da yeni bir göç ile beraber yeni açılıma siyasi birlik ile beraber 1850’lerde yaşanan ayanlar meclisi o dönemdeki Adem-i Merkeziyetçi uygulamalar yani bugün düşünebiliyor musunuz? Doğu Marmara’da kırk milyon nüfus yaşıyor bütün üretimi burası gerçekleştiriyor. Bizim gündemimizden düşmeyen Doğu Anadolu’da toplam 4 milyon insan yaşıyor. Veya Nijerya’nın nüfusu bugün 170 milyon ama 2050 yılına geldiğimiz zaman Nijerya’nın nüfusu 500 milyona ulaşıyor. Yani bunları doğru senkron bir şekilde bir araya koyduğunuz zaman tam da geçiş coğrafyasında sadece 20 yıl sonra İstanbul’da yabancı nüfusun yüzde 20- 25’lere varabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Eskiden göç bu ülkeden Avrupa’ya veya batıya, Amerika’ya olurdu. Şimdi başka bir bileşen ortaya çıktı. 2001 yılında ABD’nin Afganistan’a yeniden işgaliyle başlayan süreçte dünya uyuşturucu pazarı narkoterör ile birlikte 100 kat büyüdü. Bunun başlangıcı Kolombiya’dır ama. ABD Ortadoğu’ya büyük bir filizlenmiş tohum bıraktı. O da büyükelçiyle beraber şekillendirilerek devam ediyor. Bu narkoterörün ilk olarak uyuşturucu boyutu var ikincisi insan boyutu var. Yani bu terörü destekleyecek olan çocuklar gençler vs… Bunların her birinin de göçle beraber ülkemize gelebileceğini öngörmek durumundayız. Bunların her birinin senkron bir şekilde ikna istişare ittifak artık kurumlar üstü. Yani bunda istihbarat bunda genel kurmay, dış işleri bakanlığı, iç işleri bakanlığı halletsin diyebileceğimiz küçük sorunlardan bahsetmiyoruz. Bugün Avrupa Birliği’ndeki bütün seçim sonuçlarını belirleyen göçle ilgili siyasetçilerin alabilecekleri tedbirlere ilişkin politikaları oluşturuyor.

Gelecekteki Ortadoğu öngörülerinizi iki maddede özetleyecek olursak hocam…

1)Türkiye veya Ortadoğu ülkeleri için hiçbir gün bugünden daha iyi olmayacak. Kötü günler bekliyor Katma değer anlamında üretim düştüğü için. Petrol fiyatlarında da uzun dönemde yine düşüşü beklediğim için.

2)Göçe paralel ülkemizin geçiş coğrafyası değil artık kalış coğrafyası olduğunu görmekteyim. Dolayısıyla daha fazla göçmenin, mültecinin sadece iş istihdam daha iyi bir yaşam koşulu adına değil, kriminal unsurları da destekleyecek şekilde ülkemizde yerleşmeye çalışacaklarını düşünüyorum.

Star Kıbrıs

Pelin YANTUR