Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Poyraz Gürson, İran’daki rejim karşıtı gösterilere ilişkin, “İran’ın iç işlerini karıştırmaya yönelik diğer devletlerin payı olmuş mudur?

 

 

ŞAHİN OKTAY – Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Poyraz Gürson, İran’daki rejim karşıtı gösterilere ilişkin, “İran’ın iç işlerini karıştırmaya yönelik diğer devletlerin payı olmuş mudur? Bunları konuşmak için henüz erken ama bir şekilde payı olmadığını düşünmek de çok büyük bir saflık olur.” dedi.

Gürson, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İran’ı “dış ve iç politikada birbirinden değişik güç enstrümanlarını çok etkili kullanan ve köklü bir devlet geleneği olan bir ülke” şeklinde tanımladı.

İran’da devam eden olayları Büyük Ortadoğu Projesi’nin uzantısı şeklindeki hamleler olarak yorumlayan Gürson, köklü bir devlet geleneği olan İran yönetiminin iktisadi sıkıntılarla başlayıp siyasi bir harekete dönüşen olayları kontrol altına alabileceğini kaydetti.

Poyraz Gürson, ABD ve İngiltere‘nin İran’daki olaylara ilişkin yaptığı birbirinden farklı açıklamaların ayrıca önem taşıdığına dikkati çekerek, “İran’ın iç işlerini karıştırmaya yönelik diğer devletlerin payı olmuş mudur? Bunları konuşmak için henüz erken ama bir şekilde payı olmadığını düşünmek de çok büyük bir saflık olur.” diye konuştu.

İran iç huzurunun sağlanmasının Türkiye için önemli olduğunu vurgulayan Gürson, “Göçle beraber değerlendirdiğimizde ‘Suriye’de başlayan ve devam eden sürece gider mi?’ endişesini taşımamak mümkün değil. Ben bunun bastırılamayacak bir hareket olduğunu düşünmüyorum ama bunu bastırırken İran devletinin de zorlanacak gibi olduğu tespitini yapabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Şiddete başvurmaya mecbur bırakılacak ortamlar yaratılacaktır”

İran’ın olayların bastırılmasında şiddete başvurma yolunu tercih etmese de buna mecbur bırakılacak ortamların oluşabileceğine değinen Gürson, şunları kaydetti:

“Şu an kolaylıkla bastırılabilecek bir halk hareketinden bahsetmiyoruz. Bütün illere yayılmış olması tehlikeli boyutlara vardığını gösteriyor. Artı devlet güçlerinin silah kullanmak zorunda kalabilecekleri ortamların oluştuğunu görüyoruz. İran yönetiminin 400’e yakın tutuklunun idam edileceğini açıklaması, çok sert tedbirlerle buna karşılık vereceğini gösteriyor. Yani 1979’da nasıl bir devrim oldu ve bir anda Humeyni gelip 12’nci imam olarak bir İran İslam Cumhuriyeti’ni oluşturduysa bunun belli kökleri var. Şimdi de bu oyunun daha değişik bir versiyonunu kurguladıkları düşüncesindeyim.”

Doç. Dr. Gürson, enerji ve silah hareketlerindeki değişikliğin Orta Doğu‘nun dış politika ve siyasi hareketlerini de etkileyeceğine işaret etti.

Silahlanma rakamları dikkate alındığında ABD’nin geçen yıl tüm dünyaya 250 milyar dolarlık, Rusya’nın da 85 milyar dolarlık silah sattığını belirten Gürson, şöyle devam etti:

“Silah hareketlerinin ve bölgedeki iktisadi gelişmelerin mutlaka insanlığa zarar verecek bir sonucu olabileceği kestirilebiliyor. Bu tip kargaşa ortamlarında kaos otomatik olarak yepyeni bir terör örgütünü de ortaya çıkarıyor. Böyle bir kargaşa ortamında Irak’ta DEAŞ diye bir terör örgütünü görmüştük. Böyle bir taban oluşursa yönetim boşluk kabul etmez, her şey güce akar. ABD de çok iyi savaşır ama boşalttığı bölgelerde huzuru teskin edemediği de ortada. Dolayısıyla bölgedeki bu kaotik ortam önce hangi ülkelere yarıyor, onu iyi analiz etmek gerekir. Dolayısıyla bu boşluktan da yeni terör örgütlerinin çıkabileceğini düşünüyorum.”

İran’daki olayları tetikleyecek yabancı ülkelerin temsilcilerinin de olabileceğini ifade eden Gürson, “Orta Doğu’da yetişmiş, okumuş, o bölgelerin, ülkelerin dillerini mükemmel konuşan, aynı zamanda batıya entegre büyük bir nüfus var. Dolayısıyla olayların çok çabuk kontrol altına alınmasını arzu ederiz çünkü ülkemizi direkt etkileyecek.” şeklinde konuştu.

 »  »      Haber Yayın Tarihi : 6.1.2018 14:03:00 AA