KOCAELİ (AA) – Kocaeli’de, Karamürsel Kaymakamlığı çevre projesi kapsamında, Karamürsel Necdet Calp İlkokul öğrencileri, Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksekokulu (MYO) El Sanatları Bölümünü ziyaret etti.

Ziyarette, Değirmendere Ali Özbay MYO Müdürü Doç. Dr. Poyraz Gürson, bölüm başkanı Nermin Demirkol, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Ejderoğlu, Necdet Calp İlkokulu müdür yardımcısı Hüseyin Öztürk hazır bulundu.

Öğrenciler, Sıfır Atık Projesi kapsamında, atık çamurdan pano, süs eşyaları, küçük eşyalar yaparak, bu faaliyetleriyle atıkların çöp olmadığı mesajını verdi.

Teknoloji, sosyal medya, iletişim, savaşlar, politik, uluslararası ilişkiler, konjonktürel yapılanmalar, harp sanatları gibi konularda devam eden seminer beğeni topladı.

26 Eylül 2018 Çarşamba günü saat 14:00’de, Kocaeli Üniversitesi Ali Özbay Meslek Yüksek Okulu salonunda, Okul Müdürü Doç. Dr. A. Poyraz Gürson tarafından son dönemlerin en gündem konularından yapay zeka ve İnsanlık 2.0 hakkında bir seminer gerçekleşti.

IMG_1766

Ülkemizin konjonktürel durumu ve çevremizdeki gelişmeler ve ABD ilişkilerine de değinilen seminerde, amacın öğrencilerin ve katılımcıların ufuklarını geliştirmek, farkındalık yaratmak, teknolojinin geldiği ve gittiği noktalara parmak basmak olduğu gözlemlenen oturum, katılımcılar tarafından dikkatle izlendi.IMG_1762 (1)

Doç. Dr. A. Poyraz Gürson seminerle ilgili şunları dedi; ”Her şeyin başının sağlık olduğunu duyurarak sözlerime başlamak isterim. Tüm kurumuma, hocalarıma, katılımcı öğrencilerime ve misafirlerimize teşekkür ederim. 21. Yüzyılda insanoğlu nereye gidiyor? ve iNSANLIK 2.0 adlı bir semineri verme arzumuz oluştu. Ben Uluslararası bölümünde de dersler veriyorum. Bilgi teknolojileri insanların biyolojik sınırlarını aşmasını sağlayacak. Ülkeler bu alanlarda zaten algı operasyonları ile teknolojik harp yerine bilişsel ve bilgi teknolojilerine dayanan harbi yapmaktadırlar. Çipler, robotlar, akıllı bilgisayar ve proğramlar sistem basitleşirken ve zamanı satın alırken aslında durum karışık bir hal de almaktadır. Büyük devletler bilgiyi ve sosyal medyayı kullanarak algıları ve insanlığın yönünü istedikleri şekilde yönlendirmektedirler. Enerji ihtiyacı sebebiyle çevre ülkelerimizde, Orta Doğu’da, Kafkaslar’da, Uzak Doğu’da aslında dünyada müthiş değişimler gözlemlenmektedir. Sermaye teknoloji ve bilimi yönetmekte ve sorunlarla beraber güzel gelişmelerde gözlemlenmektedir. Biz ülke olarak bunun neresindeyiz, siz değerli öğrencilerim bunların farkında olarak eğitiminizde dönüşüm ve teknoloji rüzgarları ile beraber akılcı bir şekilde kendinizi donatmalısınız. Bizde imkanlar doğrultusunda sizlere bu konularda destek olmaya gayret göstereceğiz. Çünkü ben okulumu bir aile ortamı olarak görüyorum.

IMG_1761

Teknoloji, sosyal medya, iletişim, savaşlar, polıtık, uluslararası ilişkiler, konjonktürel yapılanmalar, harp sanatları gibi konularda devam eden seminer beğeni topladı.
Seminere okulun eğitmenleri, öğrencileri, az sayıda vatandaş ve Kocaeli Spastik Çocuklar Derneği’nin Başkanı Nurel Ergüneş ve üyeleri katıldı.

IMG_1752 (1)

Nurel Ergüneş bize seminerle ilgili şunları kaydetti; ”Seminerden memnun kaldım. Gürson beye ve bizi bu seminere davet eden Nermin Demirkol hocalarımıza teşekkür ederim. Farkındalık yaratarak ülkemizin sağlıklı geleceklere ulaşması için çok önemli olan bir konu olan yapay zekayı dinlemiş olduk. Engelli bireylerin tedavisi ve hayatlarında kolaylık sağlayabileceğini düşündüğüm bu teknolojik gelişmeler bizleri sevindirirken, bu tarz teknolojik yatırımların hem üretim hem kullanımda ekonomik ve teknik alt yapı olarak zorluğu var. Biz daha engelli bireylerimizin normal sağlık tedavilerini yaptıramazken bu tarz yapay zeka ve bağlantılı teknolojileri kullanmanın bir hayal olduğunu düşünüyorum. Örnekler var ama bunlar şanslı kişiler olarak görüyorum. Stephan Hawking örneği gibi. Tartışılan ve yıllarca tartışılacak bir konu olan İnsanlık 2.0 konusu bakalım yaşamda bizlere nelere gebe konular gösterecek. Bizde Ali Özbay Meslek Yüksek Okulu ile, engelli bireylerimizle sanat, el beyin koordinasyon ve hareket becerileri alanlarında ortak çalışmalarda olma arzumuzu ilettik. Değerli ve ilgili karşılık veren okul sorumlularımızla, bir alt yapı çalışması yapmak üzere anlaştık. Hem davet için hemde engelli bireylere her zaman kapılarının açık olduğunu belirten, Poyraz beye ve Nermin hanıma ayrı ayrı teşekkürlerimi iletirim.”
Haber: Veysel Kavrayan

http://www.ekoyasamgazetesi.com/mobil/haber/insanlik-2-0-semineri-ali-ozbay-myoda-gerceklesti-h525.html

http://www.kocaelihaberci.com/mobil/insanlik-2-0-semineri-ali-ozbay-myoda-gerceklesti-h25170.html

 

Türkiye’nin İdlib konusunda çok dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Emekli Binbaşı Poyraz Gürson, Amerika ve Rusya’nın gizli anlaşmalar içinde olduğunu söyledi.

Fatih ERBOZ/Ankara

Suriye’nin İdlib kentindeki teröristlerin temizlenmesi sorununun içinden bir türlü çıkılamıyor. BM’nin Rusya’yı, Rusya’nın da İdlib’de bulunan radikal teröristler için Türkiye’yi sıkıştırdığını kaydeden Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi emekli Binbaşı Doç. Poyraz Gürson, “İdlib’de o kadar çok parametre var ki, bunların arasında hepsinden önemlisi ABD ve Rusya’nın üsleri. Suriye’nin geneline baktığınızda Rusya’nın 5, ABD’nin 27 üssü var. Böyle bir durumda Türkiye’nin elbette dikkatli olması gerekiyor. Ancak sadece Türkiye’nin değil birçok ülkenin de bu konuda Türkiye kadar dikkatli olmaları gerekiyor. Özellikle Avrupa ülkelerinin. Bir kere bir göç boyutu var, gelecek olan teröristler Avrupa’ya gidecekler. Avrupa için tehlike var” dedi.

İdlib tablosunun bir başka boyutunun Doğu Akdeniz olduğunu belirten Gürson, “Tüm bunları düşünerek hareket etmek zorundasınız. Türkiye’nin yapacağı hamleler çok önemli. Unutmayalım Rusya ve ABD’nin de birbirleri ile çatışmayarak gizli bir anlaşma içinde oldukları ortada” diye konuştu.

İdlib’in her geçen gün farklı boyutlar kazandığını kaydeden Gürson, şunları kaydetti:

“ABD ve Rusya üslerini Suriye’ye yerleştirmiş. Ayrıca Doğu Akdeniz’de güç gösterisi yapıyorlar. Kıbrıs’ın etrafında yaşananlar ortada. Böyle bir durumda Türkiye ne yapacak? İdlib’de 12 gözlem noktamız var. Bu gözlem noktalarına olası bir saldırıda ne yapacağız? Rusya ve Suriye operasyonda kararlı görünüyor. Eğer operasyon yapılırsa nüfusu 3 milyona yaklaşmış olan İdlib’den Türkiye’ye bir göç gerçekleşecek ve bu gelenler, arasında özellikle Avrupa ülkelerini tehdit eden terörist unsurlar olacak. Bu konu hem İdlib noktasında, hem de Suriye genelinde birçok parametreyi bir arada düşünmeyi gerektiriyor.”

Poyraz Gürson, gözlem noktalarından Rusya’nın dediği gibi ılımlı muhaliflerle teröristleri birbirinden ayıklamanın sadece Türkiye’nin işi olmadığını çünkü sadece Türkiye’nin güvenliğini ilgilendirmediğini bildirdi. Gürson, “Bu nedenle AB ordusundan bir birliği çağırıp onunla birlikte yapmaya başladığımız andan itibaren orada güvenliğimiz açısından net sonuç alabiliriz. Bölgede 60 bine yakın terörist var. ABD de zaten Avrupa’nın güvenliği için bir birliği hazır tutuyor. Sadece bizim değil, Avrupa’nın da güvenliği söz konusu” şeklinde konuştu. Poyraz Gürson, İdlib’de teröristleri muhaliflerden ayırma yönteminin tek başına yeterli olmayacağını ve bunun için Türkiye’nin kendi yanına Avrupa’yı çekmesi gerektiğini de aktardı.

Kaynak Yeniçağ: “Amerika ve Rusya gizli anlaşma içinde”

Enerji koridorunda Kıbrıs’ın ABD için önemli bir konuma geldiğini söyleyen Emekli Binbaşı Gürson, “Türkiye’ye Kıbrıs üzerinden baskı yapacaklar” dedi.

Emekli Binbaşı ve Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Poyraz Gürson, Doğu Akdeniz’de yaşananların Suriye’deki güç gösterisinin ve çekişmenin bir türevi olarak görülmesinin doğal olduğunu söyledi. ABD’nin Doğu Akdeniz’de bulunma sebeplerinin başında İsrail’in güvenliği olduğunun da altını çizen Gürson, “Hatta onlar için Orta Doğu dediğiniz zaman önce akla İsrail geliyor. Bu noktada önemli İsrail’in güvenliği. İsrail Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi ile buradaki petrol ve doğal gaz rezervleri antlaşma yaptı. Bunun da ötesinde İsrail çıkardığı gazı satmaya başladı. Şu anda böyle bir durum söz konusu” dedi.

“KIBRIS ABD İÇİN ÖNEMLİ BİR KONUMA GELDİ”

Poyraz Gürson, enerji koridorunun başında bir bölge olduğu için artık sadece İsrail’in değil, ABD açısından da Kıbrıs’ın önemli bir bölge pozisyonuna geldiğini bildirerek, “Dolayısıyla herkes buradaki durumu yakından takip ediyor. Güney Kıbrıs zaten ilk fırsatta bize baskı oluşturmak için asker bile istemiyorum diyor. Ayrıca İngiltere’nin Kıbrıs’ta üsleri var. Bu üsleri kullanırsa ne olacak? Türkiye nasıl bir pozisyon alacak? Türkiye’nin tüm bunları düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Dolayısıyla her ne kadar Doğu Akdeniz’deki durum Suriye’nin bir türevi olarak algılansa da bunun bir de bu yönleri var, unutmamak gerekiyor” diye konuştu.

“TÜRKİYE’YE KIBRIS ÜZERİNDEN BASKILAR EKSİK OLMAYACAKTIR”

Türkiye’nin batı kulübü üyesi olarak, Rusya ile flört içinde bir ülke olmasının da burada önem taşıdığını dile getiren Gürson, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin bir de böyle bir durumu bulunuyor. Her ne kadar yeni dünya düzeninde Türkiyesiz kimse bir şey yapamaz diyoruz, bu doğru olsa bile burada Türkiye’ye Kıbrıs üzerinden baskılar eksik olmayacaktır. Bunu NATO üyesi batılı ülkeler olsa bile, ABD yapsa bile, Rusya da yapacaktır. Buna hazırlıklı olarak hareket etmemiz gerekiyor. Suriye’deki sorunun Doğu Akdeniz’de bir gövde gösterisine dönüşmesinin altında yatan bir diğer konu ise Astana sürecine bir türlü uyum sağlanamaması.”

http://www.kibrispostasi.com/mobile/index.php?news_id=261943

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiyeye-kibris-uzerinden-baski-yapacaklar-204096h.htm

 

Suriye’de esas pazarlığın Rusya ile ABD’yi arkasına alan İsrail arasında olduğunu ifade eden Gürson, “Orta Doğu’da Türkiye’nin kendi kazanımlarını kaybetmemesi gerekiyor” dedi.

Fatih ERBOZ/Ankara

Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi emekli Binbaşı Doç. Poyraz Gürson, Türkiye’nin İdlib’de geri adım atmaması ve Zeytin Dalı ile Fırat Kalkanı operasyonları ile elde edilen kazanımların kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.

ABD’nin, Türkiye’nin kazanımları noktasında İsrail’i de düşünerek topyekûn bir savaş başlattığını belirten Gürson, içinden geçtiğimiz süreçte Orta Doğu’nun daha zor günlere doğru gittiğini, Suriye’de esas pazarlığın ise Rusya ile ABD’yi arkasına alan İsrail arasında olduğunu ifade etti. Gürson, “Orta Doğu’da Türkiye’nin kendi kazanımlarını kaybetmemesi gerekiyor. Afrin’de ortak devriyeler atılıyor. Şimdi İdlib üzerinde bir takım gelişmeler söz konusu. İdlib şu anda tam bir güç savaşının olduğu yer. Türkiye’nin beklenilmeyen kazanımları ABD’yi rahatsız etti” dedi.

ABD’nin ayrıca Rusya’ya Orta Doğu’da biçtiği bir rol olduğunu anlatan Gürson, “Rusya şu anda Golan tepelerine ve etrafındaki bölgeye ülkeler savunma sistemleri koyunca belli bir alanı kontrol eder hale geldi. Ancak öte yandan Golan tepelerinde de ABD’yi arkasına almış İsrail ile pazarlık yapma noktasında. Geldiğimiz noktada aslında Suriye’de pazarlık ABD’yi arkasına almış İsrail ve Rusya ile” diye konuştu.

Bugün yaşananların 4 Kasım’da İran’a yönelik başlayacak olan esas yaptırımların bir göstergesi olduğuna vurgu yapan Gürson sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD, Suriye’de İran’ı istemiyor. Öte yandan İsrail Rusya ile pazarlık yaparken İran milislerinin ve Hizbullah’ın buradan çekilmesini, İran’ın etkisiz hale getirilmesini istiyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye de Suriye’de kazanımlarını elde tutmak istiyor. İdlib bu açıdan önemli. Bir tarafta kazanımlarınız söz konusu, diğer tarafta ABD’nin baskısı var. Türkiye burada geri adım atmamalı. Geri adım atıldığı takdirde kazanımlarınızın bir anlamı kalmayacak. Bu nedenle ABD ile ilişkilerinizde ne kadar dikkatli olmanız gerekiyorsa, Rusya ile ilişkilerinizde de o ölçüde dikkatli olmanız gerekecektir.”

Poyraz Gürson, ABD’yi arkasına almış İsrail’in Suriye’de sadece İran milisleri ve Hizbullah’ı sorun olarak görmediğini, bunun yanında kendisine alan açmak istediğini aktardı. Golan tepelerinin İsrail’in kullandığı suyun üçte birinin geçtiği yer olması açısından önemli olduğuna işaret eden Gürson, “Bu nedenle çok stratejik görüyor ve burada çok dikkatli davranarak, sürekli genişlemek istiyor. Rusya ile pazarlık yapıyor. Öte yandan şurası da bir gerçek; Rusya artık bu coğrafyada. Rusya, Orta Doğu’ya gelirken, ABD yüzünü Pasifik’e çevirmiş durumda. Bu kaçınılmaz olarak böyle oldu” şeklinde konuştu.

Kaynak Yeniçağ: “Türkiye, İdlib’de geri adım atmamalı”

Kocaeli’de Orhan Gazi’den Osmanlı tarihinin ilk amirali Karamürsel Alp’e, Kartacalı komutan Hannibal’a kadar kentin tarihinde büyük önem taşıyan 25 ismin portresi, çinilere işlendi.

KOCAELİ – Tahir Turan Eroğlu

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksekokulu ile Kocaeli Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında, kentin tarihinde büyük önem taşıyan 25 ismin portresine çinilerde yer verildi.

KOÜ Ali Özbay Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Poyraz Gürson, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Marmara Bölgesi tarihine mal olmuş, tarihi önemi bulunan, iz bırakan 25 önder ismi çinilere resmettiklerini belirterek, bu eserleri çeşitli sergilerle kamuoyunun beğenisine sunduklarını söyledi.

çini

Kocaeli tarihinde önemli yeri olan Kara Fatma, Karamürsel Bey, Yahya Kaptan, Sırrı Paşa, Hannibal, Orhan Gazi ile Bizans ve Roma dönemlerinden zirve isimleri çinilere aktarmaya gayret ettiklerini vurgulayan Gürson, bu isimleri bir nevi gelecek nesillere tanıtmayı hedeflediklerini dile getirdi.

“Kuşakların simge kişileri bilmesi önemli”

Gürson, çalışmanın Doğu Marmara Kalkınma Ajansı ile eş güdümlü yürüttükleri projelerden hareketle ortaya çıktığına değinerek, “İki sandık dolusu dokümanı inceleyerek Nikomedya’nın, İzmit’imizin tarihsel tüm fotoğraflarından, arşivinden isimleri belirledik. Çınar ağacının altında başka ağaç yetişmiyor. ‘İstanbul Çınarı’nın altındayız ama burası İstanbul’dan da önce bir yerleşim yeri. Sanayi algısından ziyade burası ayrıca ören yeri. Karamürsel Bey… Osmanlı donanmasının bulunduğu bir bölgedeyiz. Tarihe mal olmuş simge kişilerin yeni kuşak tarafından da tanınması önemli.” dedi.

Bölgede birçok Roma kalıntısının bulunduğunu, Osmanlı’dan bu yana donanma şehri olduğunu vurgulayan Gürson, üniversitenin İtalya’da bir merkezle öğrenci değişim anlaşması yaptığını, bu anlaşmayla tarihe damgasını vuran önemli şahsiyetlerin tanıtımını uluslararası alanda da yapabileceklerini kaydetti.

Gürson, şöyle devam etti:

“Genellikle Erasmus ya da Leonardo’yu, Mevlana’yı biliyoruz. Martini de böyle bir merkez, esas olarak Batı Karadeniz ve İpek Yolu üzerindeki tarihi ören yerlerinin turizme ve dünya mirasına kazandırılmasını önemsiyor. Bölgeye baktığımızda iki denizin birden bulunduğu, hem Marmara hem Karadeniz var. Hem dağı hem denizi var hem de bir sanayi şehri. ‘Sanayi şehri’ algısından ziyade İstanbul, Bursa gibi çok daha farklı özelliklerimizin ön plana çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz.”

Birçok konunun ele alındığı NATO zirvesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Emekli Binbaşı Poyraz Gürson, İran’daki hareketlenmelere dikkat çekti.

Fatih ERBOZ/Ankara

NATO Zirvesinin ardından tartışmalar sürüyor. NATO zirvesinde birçok konunun ele alındığının yayınlanan sonuç bildirgesinden anlaşıldığını kaydeden emekli Binbaşı ve Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Poyraz Gürson, “Türkiye’ye yönelik tehditlere geniş yer ayılmış. Bu ilk etapta olumlu görülebilecek bir konu. Öte yandan yayınlanan bildiride tehdit olarak İran’a dikkat çekiliyor. NATO ile Türkiye arasında S-400 tartışması var. Aynı zamanda İran’ın Türk topraklarına yerleştirilecek olan her şeyden rahatsız oluruz yönünde açıklamaları var. Tüm bunların toplamında İran’a olası operasyonu artık tartışmıyoruz bile” dedi.

İran’da başlayan hareketlenmelere dikkat çeken Gürson, “Kimse sadece Tahran’a bakmasın. Bakılacak yer Tebriz’dir. Tebriz bir turnusol kâğıdı. Tebriz’de yaşanacak sosyal hareketlenmeler birçok gelişmenin habercisi olacaktır” diye konuştu.

NATO zirvesinin birçok tartışmayı da beraberinde getirdiğini söyleyen Gürson, şunları ifade etti: “Elbette NATO ülkeleri S-400 hava savunma sisteminden rahatsız. F-35 çalışma sistemini çözer iddiaları var, olabilir, bu soru ortada gerçekten. S-400 sadece bir füze değil, bir savunma sistemi. F-35 uçaklarının özelliklerini çözümleyebilir. NATO’nun bu konuda itirazı var ama F-35 üretimi ortak bir proje. Burada esas mesele Türkiye’nin Rusya tarafından NATO’dan uzaklaştırılmak istenmesi. Ayrıca ABD – İran arasında Türkiye’nin konumu var. Türkiye bölgesel güç olarak İran ile ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda NATO bloğundan kopmak istemiyor. Kendine göre bir denge politikası izliyor. Öte yandan İran ABD’ye Hürmüz boğazını açmam diyor. ABD sert yaptırımlar uygulayacağını söylüyor. Hepsi birbirine bağlı gelişmeler ile karşı karşıyayız.”

Türkiye’nin Suriye’de ABD’nin yaptıklarından rahatsız olmasının doğal olduğunu belirten Gürson, “Türkiye PYD-PKK’nın silahlandırılması konusunda çok rahatsız. Her ne kadar NATO’nun sonuç bildirisinde Türkiye’nin güneyinden Türkiye’ye yönelik tehditlere dikkat çekilmesi olumlu gibi görülse de Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki yapılanmadan rahatsızlığı var” dedi. PKK-PYD’nin silahlandırılması Türkiye’den çok, İran’a yönelik olduğunu vurgulayan Gürson, “ABD İran’da Kürtleri kullanmak istiyor ancak Türkiye’de İran’daki nüfusun daha fazlası olduğu için bundan rahatsız. Bu rahatsızlığını da her fırsatta dile getirmesi gerekiyor. İran’a yönelik olası operasyonda İran Kürtleri kullanmak isteyecek, silahlar onlar için, gerçeği görürsek bizi de etkileyecek” şeklinde konuştu.

Kaynak Yeniçağ: NATO zirvesinin ardından gözler Tebriz’e çevrildi