Ordunun eski üyesi olan Ali Poyraz Gürson, hiç kuşkusuz içeriden biri. Diğer Batılı alimlerden ve uzmanlardan çok daha fazlası, Suriye’deki kriz tiyatrosuna coğrafi, duygusal ve kültürel olarak yakın. Poyraz Gürson, Suriye iç savaşı ile doğrudan ilgili ulusal çıkarlara doğrudan dahil olan bir ülkenin vatandaşı olmasına rağmen, Orta Doğu meselesinin yeniden inşasında şaşırtıcı bir nesnel bakış açısı sürdürmektedir. Birçok Batılı gözlemcinin analizinde eksiklik olmaya devam eden bir tutum. Bu, Türkiye’deki alimin makalesini, 10 yıldan beri süren ürpertici Suriye çatışmasının gerçek nedenlerini ve gelişmelerini anlamada çok önemli bir katkı yapan özelliktir.

G.SAPELLİ

İzlemek için tıklayınız…

 Basın ve Halkla İlişkiler

16:06:24 / 18-10-2019

Barış Pınarı Harekâtı, Türk ordusunun Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği bir dizi sınır ötesi operasyonun üçüncü ayağını teşkil etmektedir. Barış Pınarı Harekatının amacı Türkiye’nin sınır güvenliğini oluşturmak, Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde geri dönmesini sağlamak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü temin etmektir.

Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Avrupa Birliği Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Poyraz Gürson, Radyo K.İ.’nin haber aktüel programı Güne Bakış’ a konuk oldu. Suriye sorunu ve Barış Pınarı Harekâtına dair bilgilendirmelerde bulunan Gürson, “2011 yılından beri terör örgütü üyelerine karşı terör koridoru oluşturmamayı devlet politikası olarak işliyoruz. Ülke olarak sabrın tükendiği noktaya gelerek harekâtı başlattık. Siyasi hedefimiz bölgeden terörü arındırmaktır.” dedi.

“Milleti Olan Bir Orduyuz”

Barış Pınarı Harekâtı başladığı nokta sebebiyle ismine Pınar Harekâtı denildiğini belirten Doç Dr. Ali Poyraz Gürson, “Türkiye’de yaşanan en büyük olay 15 Temmuz’dur. Biliyorsunuz ki; Ordusu olan bir millet değiliz, milleti olan bir orduyuz. Barış Pınarı Harekâtı Siyasi ve politik hedefleri olan bir anlaşmadır. Harekât çok geniş bir cephe olmakla birlikte 752 teröristi etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. Bunun yanında Kamışlı bölgesi hedefte olmayıp Nusaybin’e atılan roketler sonucunda harekâtın kapsamına girmiştir. Sivilleri ve gazetecileri hedef alan terör örgütü üyeleri harekâtı 120 kilometrelik alana genişletmesine sebep olmuştur.” ifadelerini kullandı.

“Büyük Güçlerin Suriye Planı”

Barış Pınarı Harekâtı kapsamında düşüncelerini aktaran Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Avrupa Birliği Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Poyraz Gürson, Suriye sorununu kaleme aldığı , “Büyük Güçlerin Suriye Planı” adlı kitabıyla da binlerce kişiye düşüncelerini ulaştırdı. İlk baskısı 2014 yılında yayımlanan ve Türkiye’de 7. Baskısı yapılan kitabın, satış adeti ise 20.000’i geçiyor. Yurtdışında da okurların beğenisine sunulan “Büyük Güçlerin Suriye Planı” adlı kitap Rusça’nın ardından İtalyanca’ya çevrilmiştir. Giulio Sapelli önsözü ile İtalyan Go Ware Yayınevi’nde basılan kitap, e-kitap ve sesli kitap versiyonları ile de okurlara sunulmaktadır.

“Harekât tüm dünyayı ilgilendirmektedir”

“Harekât tüm dünyayı ilgilendirmektedir”

Barış Pınarı Harekâtı, Türk ordusunun Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği bir dizi sınır ötesi operasyonun üçüncü ayağını teşkil etmektedir. Barış Pınarı Harekâtı’nın amacı Türkiye’nin sınır güvenliğini oluşturmak, Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde geri dönmesini sağlamak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü temin etmektir.

Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Birimi Doç. Dr. Ali Poyraz Gürson, bugün Gizem Uçar ve Mustafa Gökhan İncekol’un sunduğu “Güne Bakış” programına konuk oldu. Suriye Sorunu ve Barış Pınarı Harekâtına dair bilgilendirmelerde bulunan Gürson, Harekât kapmasındaki amaç ve hedeflerden bahsetti.

Barış Pınarı Harekâtı’nda amacın Suriye sınırını terör örgütü üyelerinden temizlemek olduğunu söyleyen Gürson, “Terör örgütü üyeleri tarafından Suriye sınırında büyük bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor. 2011 yılından beri terör örgütü üyelerine karşı terör koridoru oluşturmayı devlet politikası olarak işliyoruz. Ülke olarak sabrın tükendiği noktaya gelerek harekâtı başlattık. Siyasi hedefimiz bölgeden terörü arındırmaktır. Amaç teröristlerin silahlarını toplamaktır. Fırat ve Zeytindalı Harekâtı’nın devamı niteliğinde çok ciddi bir muhabere gerekli. Bu kadar büyük bir alan için birlikler gerekir ama burada küçük cepheler halinde ilerleniyor. Mehmetçikle gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

“HAREKÂT TÜM DÜNYAYI İLGİLENDİRMEKTEDİR”

Doç. Dr. Gürson, Barış Pınarı Harekâtı’nın dokuz gün sürdüğünü ve şimdilik ara verildiğini belirtti. Harekâta ara verilmesine ilişkin konuşan Gürson, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile Bakü’de görüşme gerçekleştirdi. Trump, harekât esnasında Türkiye’ye yönelik çok ağır yaptırımlarda bulundu. Harekât sadece Amerika Birleşik Devletleri’ni ve Türkiye’yi ilgilendiren bir durum değil tüm dünyayı ilgilendiren bir konudur. Barış Pınarı Harekâtı Fırat ve Zeytin Dalı’ndan daha kısa bir harekât olmuştur.” sözlerini kaydetti.

“ORDUSU OLAN BİR MİLLET DEĞİLİZ, MİLLETİ OLAN BİR ORDUYUZ”

Barış Pınarı Harekâtı başladığı nokta sebebiyle ismine Pınar Harekâtı söylendiğini söyleyen Doç. Dr. Ali Poyraz Gürson, sözlerine şu şekilde sonlandırdı;

Türkiye’de yaşanan en büyük olay 15 Temmuz’dur. Ordusu olan bir millet değiliz, milleti olan bir orduyuz. Ülke bizim, başka bir Türkiye yok. Türkiye bir uyanma yaşıyor. Barış Pınarı Harekâtı Siyasi ve politik hedefleri olan bir anlaşmadır. Bu bir ateşkes değil sadece ara veriyoruz ateşkes iki taraflı olur. Barış Pınarı Harekâtı’nda 752 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Barış Pınarı Harekâtı çok geniş bir cephede oldu. Hedefte Kamışlı bölgesi yoktu fakat Nusaybin’e atılan roketler bu harekatın kapsamını genişletti. Korkuyu yaygınlaştırma sivilleri, gazetecileri hedef alan terör örgütü üyeleri harekâtı 120 km’lik alana genişlemesine sebep olmuştur.

Haber: Gamze Karaaslan (Radyo K.İ.)

Kaynak: Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Uygulama Radyosu (Radyo Kİ)

succession crisis between the US and Iran has brought to the breaking point of the rope between the two countries. Lastly, US President Donald Trump announced that they had shot down an Iranian unmanned aerial vehicle in the Strait of Hormuz.

Is the Middle East, where the conflicts and internal turmoil does not end, is preparing for a new armed conflict?

Salih Gamsız and Ali Poyraz Gürson, in their work prepared by the US administration, especially in the Middle East, as a result of the desire to dominate energy resources in the region said that it is time to settle with Iran. In the book, the tension between the US and Iran how it affects the world economy, the world’s super power of the power struggle in Iran and the region were discussed in the background.

Easygoing and Gürson, the growing tension between the US and Iran and as a result of US sanctions remain in Iran and that Iran had decided to leave without mention of international companies. These multinational companies’ sanctions and decisions taken as a result of the crisis in the region, the effects of the Iranian economy were listed.

Here are described the companies decided to leave that part to stay in Iran and Iran:

“The US Department of Finance has identified some large companies that have expressed their intention to stay in Iran or are likely to be based on their actions to date. The most important EU-based company, Renault pledged that the United States despite sanctions on Iran. On June 15, 2018, the Company confirmed this announcement, but the company’s CEO said that the company is likely to suspend operations at the end of July. Therefore, although Renault can maintain its presence in the market, we believe that it will leave the Iranian market. Omv’s Austria’s first decision was also reversed the decision.

Since sanctions do not apply to food and medicine, Switzerland’s Nestle operations will continue. While British Airways and Air France-KLM refuse to serve Iran, Lufthansa will continue its flights that do not conflict with sanctions. In addition, China, Russia and Turkey, make up 10 of the 19 firms to remain in Iran. China’s cnpc’s, South Pars gas field expansion of millions of dollars, is considering leaving the country’s majority stake in France’s Total will boost buying. Meanwhile, Sinopec plans to continue to import Iranian crude oil. Two months after the US withdrawal from JCPOA, the Chinese railway giant CREC reached an agreement to build a subway line in Ahwaz. Other Chinese companies also have very little reason to expect to come from the Iranian market. Gazprom and Rosneft, the Kremlin-controlled energy companies, are reportedly negotiating projects with the Iranian oil ministry for $ 10 billion.

Turkey’s only oil refinery Tüpraş’s imports from Iran will be reduced, but not ended. China to resist sanctions of only six European and one Asian company outside Russia and Turkey seems likely. Austria’s oil and gas compressor manufacturer LMF, German pump and valve manufacturer KSB said it aims to operate in Iran. Italy’s Saipem is actively looking for projects in the oil, gas and petrochemical sectors in Iran and shows that this will not be the case. In July, Denikon signed a memorandum of understanding with China’s Sinosteel to build solar power plants. The London-based Pergas group, which has signed an agreement to develop the Keranj oilfield in Iran’s Khuzestan province, seems eager to stay. In addition, the CEO of the Swiss railway company Matisa said that his firm ‘will continue to operate independently of US sanctions’. Hyflux in Singapore received a letter of intent in July to build a second desalination plant in Iran.

THAT DECISION TO LEAVE FOR IRAN from

There is a long list of companies explaining that they renounced their immediate or abd’nn sanctions from Iran. Not surprisingly, American companies such as Boeing, Honeywell, Dover and General Electric also plan to comply. French oil giant Total, did not receive the requested waiver. The total is cross-listed in New York and is under US direct control and has previously been punished for bribing an Iranian official. The French carmaker PSA / Peugeot, a long-time partner of Iran’s automobile industry, is also coming out of Iran. While Airbus wants to waive US officials, the likelihood of such a waiver is almost zero. Air France-KLM Group has announced that it will stop serving Iran destinations in September, avoiding commercial viability. Large German companies are also going to the exit. Daimler suspended its activities in August and said Volkswagen would comply with the sanctions. Deutsche Telekom and Deutsche Bahn, and they canceled the project in Iran. Reports indicate that BASF subsidiary Wintershall will not pursue new projects. Siemens had several agreements with Iranian companies, but it shook up its existing business in Iran and will not sign new agreements.

The container line Hapag-Lloyd is re-scaling Iranian business, while the insurer Allianz is preparing to hand over the Iranian business, which he described as a minimum. Italian oil giant Eni announced that he expects Iran’s oil purchase contract to end by 2018. Danish transport company Maersk-Moller and Danske Bank announced that they will leave Iran. Austrian Oberbank Financial sector and Belgian KBC, severed relations with Iran. Oberbank 14, 2017 had signed a financing agreement amounting to 1 billion euros with Iranian banks. The company also announced that it would stop the Volvo car assembly operations in Iran.

One of the most interesting companies is Russia’s Lukoil, which now has several contracts and agreements suspended. hesitations of the Russian authorities indicates that long-range US sanctions. Although Indian authorities have received public support for doing business with Iran, Indian refineries are already accelerating operations. Nayara Energy, one of the country’s largest Iranian buyers, plans to end Iranian crude oil imports by November, while Reliance Industries said it will not import more oil from Iran. Looking ahead, the United States should closely monitor the decisions of the government-oppressed Indian banks to continue working with Iran. ”

I Odatv.co

İzlemek için tıklayınız…