Ahu Özyurt’la Fotoğrafın Tamamı programına katılan Kocaeli Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Poyraz Gürson, 36 şehidin ardından Moskova görüşmesinde varılan uzlaşıyı yorumladı.

Gürson, şöyle konuştu: “Soçi mutabakatının artık geçersiz olduğunu belirtmek lazım. Devriyeler konusunu da dikkatle takip edeceğiz ama M4’ün kuzeyi mülteciler ve Türkiye için güvenli bölge haline gelmiştir diyebiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘kara kediler’ dediği aslında HTŞ. Türkiye’nin de selefi örgütlerle mücadele edeceğini görebiliriz. Bölgede Junior bir Afganistan oluşmasın diye uğraşılıyor.”

‘Şimdi kurtarmazsak, 10 yıl sonra savaşırız’

Bölgeden yakın zamanda dönen TV100 Muhabiri Burak Ersemiz ise mültecilerin durumuna değindi. Ersemiz, Türkiye ve müttefiklerin bölgede özellikle çocukları şimdi kurtarması gerektiğine dikkat çekti:

“Bölgede çadırlarda, zeytin ağaçlarının altında onlarca çocuk büyüyor. Biz Türkiye olarak bu çocukları şimdi kurtarmazsak 10 yıl sonra savaşmak zorunda kalacağız. Ben Kosova krizinde AB’nin Arnavutluk’a nasıl düzenli kamplar kurduğunu görmüştüm. İtalyanlar, Fransızlar içlerinde lavaboları bile olan konteyner evler kurdular. Burada da pekala yapabilirler. Hatta yapmalılar.”

‘Koronavirüs sermaye balonunu patlattı’

Ekonomi yazarı İbrahim Kahveci de koronavirüsün dünya ekonomisi üzerindeki etkisini ve bize yansımasını yorumladı:

“Gelir dağılımı bozulduğu dönemler hep insanların normal yollarla çözüm bulamadığı, savaşlar gibi olayların harekete geçtiği dönemlerdir. 1920’ler gibi. Radikalleşirler, otokratik liderler gelir. Şu anda borç bağımlılığı var. Şişmiş bir balon mu var? Koronavirüsünün etkisi toplu iğnedir. Emek değerinin yok sayıldığı bir dünyada, sermaye değerinin şiştiği bir düzende bu balonun patlaması kaçınılmazdır.”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: Kurtarılan kadınlar güç veriyor

Programın son bölümünde de Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve kadın hareketinin geldiği nokta yorumlandı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Sözcüsü Gülsüm Kav şöyle konuştu:

“Tek iyi haber, kadın mücadelesi ile yaşattığımız kadın sayısı artıyor. Dünyanın duyduğu Emine Bulut gibi vakalar devleti harekete geçiriyor. Biz rakamlarda iyileşmeyi ilk kez 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdiğinde yaşamıştık. Bu sene de ilk kez son iki ayda gerileme görüyoruz. İçişleri’nin genelgesi çok önemli ama tavizsiz uygulanmalı.”

KOCAELİ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Poyraz Gürson, “Bu kadar büyük bir göçle hiçbir ülke baş edemez. Hudutta oluşan fotoğraf, Türkiye’nin hangi yükü taşıdığının fotoğrafıdır.

KOCAELİ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Poyraz Gürson, “Bu kadar büyük bir göçle hiçbir ülke baş edemez. Hudutta oluşan fotoğraf, Türkiye’nin hangi yükü taşıdığının fotoğrafıdır. Burada herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor” dedi.

Ortadoğu Uzmanı ve Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Poyraz Gürson, Yunanistan sınırında yaşananları değerlendirdi. Sınırda insanlık dışı durumların yaşandığını söyleyen Doç. Dr. Gürson, “Yunanistan’ın yaptığı, göçmen öldürüldü haberini aldık. Bu bütün kurumların iflas ettiğinin göstergesi. Ufacık bebekler var, hamile kadınlar var ve o soğukta bu insanlar hür iradeleriyle kendileri gidiyor. Biz ülke olarak konuk ettik ve merhametliyiz. Hududa yakın köylerdeki insanlar, Kızılay, sivil toplum örgütlerinin yardım ettiklerini biliyoruz. Yunanistan’ın bu tutumunu anlamak mümkün değil. Bu mono etik dünyada yani tekil etik ve bunun iflasıdır. Toplu bir yaşam, insan hakları ve demokrasinin bittiğini başta Yunanistan sınırında, İpsala sınırında ve Ege’de de büyük sorun var adalara akın var” dedi.

Göçmen konusun çözüm bulunması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Gürson, “Bu kadar büyük bir göçle hiçbir ülke baş edemez. Hudutta oluşan fotoğraf Türkiye’nin hangi yükü taşıdığının fotoğrafıdır. Burada herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Refahın az olduğu ülkelerden bundan sonra refahın daha yüksek olduğu ülkelere küreselleşmenin bu çağında internetin, bilginin bu kadar serbest dolaştığı bir çağda engellenmesi mümkün değil. Buna bir an önce çözüm bulunması gerekiyor. Almanya 1 milyon mülteci aldı. Bizi anlayabileceğimiz Avrupa Birliği ülkesi ve bunları refah toplumu çerçevesinde bunları 50 biner şekilde Avrupa Birliği ülkelerine dağıtsalar entegre edilebilecek şekilde, asimile edecek şekilde değil de çok rahat eğitilebilecek çocuklar ve insanlar varken bu insanlık dışı durum yaşanıyor” diye konuştu.‘AB’NİN ÇÖZÜMLER ÜRETMESİ GEREKİYOR’Göç edenlerin sadece Suriyeli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Gürson, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim gibi merhametli bir millet bu ahlaksız tutumu üzülerek izliyor. Bu şu anlamada gelmemeli biz zorla göç ettirmiyoruz. Onlar hür iradeleriyle gidiyor. Biz cazibe göçmen oteli ülkede değiliz. Doğu’dan Orta Asya’dan buradan çok rahat geçiliyor diye bir şey yok. Göç edenler sadece Suriyeli değil, Pakistanlı, Iraklı, Afgan hepsi var. Yarın öbür gün bu göç devam edecek. AB’nin bu göç politikalarıyla ilgili dışişleri bakanlarını toplayacağını biliyoruz. Radikal ve ivedi çözümler üretmesi gerekiyor. Öldürerek olmaz, 1 milyon kişiyi mi öldürecekler?” dedi.Yaşananları kavimler göçüne benzeten Doç. Dr. Gürson, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Kavimler göçü gibi bir olayın yaşandığı süreçte sadece yurt dışından gelebilecek göç değil, sınırlarımızla ilintili değil, batının ahlaki normlarını sarsacak derece bir şeyle karşı karşıya olduğumuz bilinciyle hareket edilmeli. Mehmetçiğin de gazası mübarek olsun. Benim beklentim önce Hatay’da MGK’nın toplanması ve aynı MGK’nın Edirne veya Yunan hududunda da toplanmasını ve bu durumun fotoğrafının devletin en üst noktalarından artı ve bizlerin, tüm dünya kamuoyunun doğru bilgilendirilmemize yardımcı olmalarını diliyorum.”

https://www.haberturk.com/kocaeli-haberleri/76071316-doc-dr-gurson-hudutta-olusan-fotograf-turkiyenin-hangi-yuku-tasidigini-gosteriyor

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, hükümetin Suriye politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Her fırsatta yanlıştan dönülmesi için iktidarı uyardıklarını belirten Öymen, “Bölgede ‘vahim olaylar olabilir, Türkiye’ye suçlama gelebilir’ diye uyardık. Maalesef 33 şehidimiz var. Bu olay, geçmişten bugüne kadar yaşadıklarımızı yeniden düşünmek için de bir fırsat oluşturmalı” dedi.

“İRAN FARKLI AMAÇLARLA ORADA”

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, hükümetin Suriye politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Sıkıntıların özünde tarafların stratejik menfaatlerinin çatışmasının yattığını belirten Onur Öymen, Rusya, ABD, Türkiye, İran’ın tamamen farklı amaçlarla Suriye’de bulunduğunu belirtti.

KRİZ YÖNETİMİ UYGULANMALI

Bu 4 ülkenin Suriye’nin toprak bütünlüğü noktasında uzlaşabileceğini kaydeden Öymen, “Astana ve Soçi Mutabakatı’nda taraflardan ikisi Suriye’yi destekliyor. Türkiye ise Suriye yönetimine karşı ve güvenli bölge öneriyor. Bu durumun sürdürebilirliği yok. Soçi mutabakatının başlangıcında Esad, ‘Biz bunu geçici bir düzenleme olarak görüyoruz, İdlib’i alacağız’ dedi. Rusya, mutabakata uymadığı gerekçesiyle Türkiye’yi suçlamaya başladı. İşin başında Adana Mutabakatı’nı hayata geçirmeliydik. Olayın askeri, siyasi, insani ve ideolojik boyutu var. Bu kadar karmaşık bir denklemin içinden çıkmak için çok serinkanlı olmak lazım ve kriz yönetimi stratejisi uygulamamız lazım” dedi.

KARAR BAŞINDAN UYGULANMALIYDI

Kocaeli Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Poyraz Gürson ise Suriye’de vekaletler savaşı olduğunu söyledi. Gürson, “Türkiye’nin çıkarları önemli ama sonuçta akan Mehmetçiğin kanı. İçinden geçtiğimiz süreçte ise çok dikkatli, serinkanlı ve devlet aklıyla hareket etmek kaçınılmaz. Suriye artık kendini inkar edercesine bir saldırı gerçekleştirdi. Ardından mültecilere batıya giden sınır kapıları açıldı. Bu karar başında uygulansaydı AB ülkelerinin, NATO ülkelerinin yaklaşımı farklı olurdu” dedi.