Merhum oyuncu Hulusi Kentmen’in İzmit’te bulunan evi restore ediliyor. Zaman içinde harabeye dönen villa, 1.5 yıl sürecek çalışmaların ardından halka açık sanat evi olacak.

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-hulusi-kentmenin-izmitteki-villasi-sanat-evi-oluyor-41647789/1

DEĞİRMENDERE’DEYDİ

Kocaeli Üniversitesi AB Siyaseti ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Poyraz Gürson, geçtiğimiz KOÜ Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü görevinden istifa edip şimdiki görevine geçmişti.

RUSYA VE İTALYA

Bu sürede akademik çalışmalarına daha da hız veren Ali Poyraz Gürson, akademik kariyerinin zirvesine ulaştı. Suriye meselesiyle ilgi 2010 yılından bu yana 5 kitap yazan ve yazdığı kitaplar Rusya ve İtalya’da da yayınlanan Poyraz Gürson, siyasi tarih alanında yayınladığı son çalışmasıyla birlikte doçentliğini tamamladı ve profesör unvanı almaya hak kazandı.

BİNBAŞIYDI

Türk Silahlı Kuvvetlerinde binbaşı olarak görev yaparken ordudan 2007 yılında ayrılan Ali Poyraz Gürson, 13 yıllık akademik çalışmalarıyla mesleğinde zirveye ulaşmış oldu.

PROF. DR. ALİ POYRAZ GÜRSON KİMDİR?

İlk-ortaöğretim ve liseyi İzmir Karşıyaka’da tamamladıktan sonra1984 yılında Kara Harp Okulu/ANKARA’na giren Gürson 1988 yılında mezun olmuştur. İkinci lisans eğitimini ise Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik/İSTANBUL Bölümünde tamamlamış ve ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde yüksek lisansını/İSTANBUL (MA) Balkanlar, Ortadoğu ve Asya gelişmeleri üzerine 1999 yılında başarıyla tamamlamıştır. Doktorasını ise Ege Üniversitesi İZMİR 2004 yılında almıştır.Üniversiteler Arası Kurul’ca (ÜAK) 12 Mart 2015 tarihinde Siyasal Hayat ve Kurumlar alanından Doçentliğe yükseltilmiştir.

Gürson, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değişik garnizonlarında, topçu subayı olarak 1989 yılında 5.Zırhlı Tugay K.lığı /GAZİANTEP’de başlayan kıta hayatında batarya Subayı-Batarya/Birlik Komutanı olarak görev yapmış Irak’ta Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde 2001 yında görev almış,Suriye sınır birliklerinde görev yapmış,BM bünyesinde Mültecilerin Kontrolü kurslarına iştirak etmiş ve son olarak , atandığı Genel Kurmay Başkanlığı İletişim Dairesi’nde akademik kariyerine paralel olarak plan subayı olarak görev yapmıştır. Kendi isteği ile TSK’den ayrılmış meslek kariyerine, Atılım Üniversitesi’nde akademisyen olarak devam etmiştir .

2009 yılından itibaren araştırmacı akademisyen olarak görev aldığı Trento Üniversitesi(İtalya) bünyesinde Centre for Aesthetics in Practice Community Landscapes Design merkezinde destinasyon bazlı çalışmalar yapmış Gürson, 2010 Temmuz –Ağustos döneminde ise Hunan Üniversitesi’nde(Changsha/Çin) “Mao ve Çin Medyası” üzerine Erasmus Mundus Academic Staff hareketliliği ile Çin’de incelemelerde bulunmuştur. 2010 yılında ilk Suriye kitabı yayımlanmış bu kapsamda Şam ve Lübnan Beyrut eksenli birçok kez bölgede bulunmuştur.

Ev sahipliğini Türk Ocakları Kocaeli Şube Başkanı Yücel Alpay Demir’in yaptığı, Aydınlar Ocağı Başkanı Süleyman Pekin, BBP İl Başkanı Remzi Kaya, BBP Körfez İlçe Başkanı Bayram Kurtaran, Kocaeli Milli Kuruluşlar Birliği Başkanı Eren Elmalı, Alperen Ocakları İl Başkanı Murat Ağçay, Kocaeli Türkçüler Başkanı Özer Mert Özdemir ve salgın tedbirleri dolayısıyla az sayıda davetlinin dinleyici olarak katıldığı konferansın konusu ‘Ege Denizi’ndeki Adalarımız ve Doğu Akdeniz’de ki Enerji Politikamız’ oldu.

Sosyal mesafe, temizlik ve maske kullanımına özen göstererilerek düzenlenen ‘Ege Denizi’ndeki Adalarımız ve Doğu Akdeniz’de ki Enerji Politikamız’ konulu söyleşiye Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Emekli Binbaşı Poyraz Gürson konuk oldu.

DEMİR: ONUN BUNUN ÇOCUKLARINI LANETLE ANIYORUM

Açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Kocaeli Şube Başkanı Yücel Alpay Demir; “Bugün 12 Eylül’de merhum Ozan Arif’in tabiri ile kara eylül de cuntacılar tarafından idam edilen başta Mustafa Pehlivanoğlu olmak üzere bütün masum vatan evlatlarını rahmet, minnet ve dua ile anıyor, ayrıca şartları olgunlaştıran ve ihtilal için zemin hazırlayan insanların birbirini öldürmesi için kaos planlarını devreye sokan, bir sağdan bir soldan astık gibi cani ifadelerle vatan evlatlarının canına kıyan, Amerikan’ın bizim çocuklar dediği, onun bunun çocuklarını da lanetle anıyorum.

DAHA ÖNCEDEN HERKESİ UYARMIŞTIK

Özellikle son 15 yılda sık sık konferans, söyleşi ve basın açıklamaları düzenleyerek Rum ve Yunan hükümetlerinin bizi İskenderun ve İzmir limanlarına hapsetme çabalarını özellikle Ege, Akdeniz ve Karadeniz’deki enerji yataklarının Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesi, Suriye’ye asker göndermesi, Fransa’nın Libya’da söz sahibi olmaya çalışması, terör örgütlerini finanse etmesi, Rum yönetiminin Mısır ve İsrail ile deniz yetki alanı anlaşmaları yapması dahil tüm senaryoların aslında nedeninin aynı olduğunu, enerji olduğunu anlatmış, mevcut hükümetlerimizi ve konuyla alakalı tüm yetkilileri, siyasetçileri uyarmaya gayret etmiştik.

Hamdolsun yüce Allah’ın da yardımı ile pek çok milli meselede olduğu gibi bu konuda da son virajda yani eyvah iş işten geçiyor mu? derken, devletimiz olaya el koyarak bir zamanlar Türk gölü olan Ege ve Akdeniz’de bize rağmen yapılmış tüm planları bozarak tekrar söz sahibi olduk.

Her konuda olduğu gibi, her zaman olduğu gibi, her şartta olduğu gibi devletimizin ve hükümetimizin yanında ve destekçisi olduğumuzu herkes bilir.

Türk Ocakları olarak Ege’deki adalar, Doğu Akdeniz’deki ve Karadeniz’de ki enerji yatakları politikalarımız ile ilgili faaliyetlerimiz devam edecektir” dedi.

DOÇ.DR. GÜRSON: EGE ADALARININ STATÜSÜ 7 ANTLAŞMA İLE BELİRLENMİŞTİR

Başkan Demir’den sonra konuşan Stratejist Emekli Binbaşı Doç.Dr. Poyraz Gürson ise şunları söyledi:

Ege adalarının hukuki statüsü 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması, 13 Şubat 1914’de Yunan hükümetine tebliğ edilen altı büyük devlet kararı, 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması, 04 Ocak 1932 Türk İtalyan Sözleşmesi, 1936 Montrö Sözleşmesi ve 1947 Paris Antlaşması olmak üzere toplam 7 antlaşma ve sözleşme ile belirlenmiştir.

Yakındoğu olarak adlandırdığımız coğrafyayı kontrol eden Doğu Akdeniz, Türkiye’nin güney kıyılarının doğal uzantısıdır. Doğu Akdeniz, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya enerji bölgelerini ve bu enerjinin deniz güzergahları ile enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasındaki limanları kontrol eden, bu imkanlara sahip olan bir bölgedir.

Eski çağlarda dünya ticaretinin düğüm noktası olan Ortadoğu’ya hâkim olan güç, gelecekte tüm enerji kaynaklarına ve güzergahlarına hakim olacaktır. Bu yüzdendir ki 200 yıldan fazla bir süredir batılı devletlerin dikkatini çekmektedir.

GELECEKTE ÇOK KUTUPLU BİR DÜNYA

Gelecekte çok kutuplu bir dünyadan bahsetmek yerinde olacaktır. Ortadoğu’da özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası hakim güç olan Amerika Birleşik Devletleri, son 20 yıllık süreçte hakimiyetini kaybetmeye başlamıştır. ABD, Irak ve Suriye’de kalıcı askeri üsler elde ederek kontrol etme gayretlerini devam ettirmektedir.
Ortadoğu’da, ABD’nin en sadık müttefiki olan İsrail ile Arap devletlerinin ilişkilerini geliştirerek Arap blokunu parçalama ve İsrail’e karşı müşterek politika yapma imkanlarını ortadan kaldırmaktadır. Benzer hususun İslam İşbirliği Örgütü içinde de olabileceği beklenmelidir.

RUSYA VE ÇİN

Rusya Federasyonu, özellikle Suriye’deki durumu fırsat bilerek bölgede pay kapma ve kalıcı olma gayretleri içindedir. Eylül 2015 yılında iç savaşı sonlandırmak ve barışı sağlamak için geldiği Suriye’de kalıcı deniz ve hava üsleri kurmaktadır.

Diğer taraftan Çin bölgeye askeri olarak değil de ticari olarak gelmekte, altyapı yatırımları yapmakta, deniz ticaretini kontrol eden limanları ele geçirmektedir. Doğu Akdeniz’de Aşkelon, Hayfa, Port Said, Pire, Abu Dabi ve Dubai limanları ile Pakistan’ın Gwadar limanlarını işletmeye başlamıştır. Ayrıca, kuşak yol girişimi (Belt and road initiative) kapsamında demiryolu, karayolu ve köprü inşaatları ile kontrol etmektedir. Çin, İran ile ABD ambargosuna ve BMGK kararlarına rağmen ilişkilerini ve yatırımlarını devam ettirmektedir.

YUNANİSTAN VE FRANSANIN BÖLGEDE BAYRAK GÖSTERMESİ KABUL EDİLEMEZ

Doğu Akdeniz aynı zamanda bir kısmı tespit edilmiş ve tespit edilmeyi bekleyen enerji yataklarına sahiptir. Bu enerjinin doğal sahibi, sahildar olan ülkelerin ekonomik bölgeleri ile sınırlıdır. Türkiye’nin kıyılarının uzantıları olan bölgelerdeki rezervlerin tespiti, çıkarılması ve pazarlara sunulması öncelikle tartışmasız şekilde ülkemize aittir. Yunanistan’ın veya Fransa’nın bölgede bayrak göstermesi kabul edilemez. Bu arada Fransa, AB liderliğini kapma yarışında Almanya şansölyesinin değişimine hazırlık yapma ve AB ordusu hayali ve telaşı ile Doğu Akdeniz’de söz sahibi olma gayretleri içindedir.

SICAK ÇATIŞMANIN GALİBİ ŞİMDİDEN BELLİDİR

Doğu Akdeniz’de olası bir sıcak çatışmanın galibi şimdiden bellidir. Türk Silahlı Kuvvetleri, harp sanayini büyük ölçüde milli teknolojisinden almaktadır. Hava kuvvetleri, havada ikmal yapma yetenekleri ile harekat çapını istenilen mesafelere uzatmakta, insansız hava araçları (silahlı/silahsız) milli teknolojimizle gücümüzü artırmakta, deniz kuvvetlerimiz her zaman mavi vatanın savunmasında görev yapmaya hazır durumdadır. Kara kuvvetlerimiz, en az iki cephede harekat yapabilecek imkân ve kabiliyettedir.
Sonuç olarak diğer devletlerin Ortadoğu bölgesi ve Doğu Akdeniz’de neler yaptıkları veya yapabileceklerinin farkında olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz’in ülkemizin hak ve menfaatlerinin savunulmasında verilecek her görevi başarı ile yapacağına güvenimiz tamdır.

Programın sonunda katkılarından dolayı Binbaşı Poyraz Gürson’a ve salgın süreci başlamadan önce yapılan Doğu Türkistan konulu şiir yarışmasında dereceye giren Eyüp Cüce, Rasim Yılmaz, Züleyha Özbay Bilgiç ve Cevat Nas’a plaketleri verildi.

https://www.kocaelioncu.com/gundem/turk-ocaklari-nda-ege-adalari-ve-dogu-akdeniz-politikalarimiz-h30347.html