Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanları, I. Dünya Savaşı’nda yaşananlara ilişkin daha çok “Büyük felaket” ifadelerini kullanmayı tercih etti.

Bunun birçok nedeni var. Türkiye’nin NATO üyeliği ve “stratejik müttefik” bunlardan sadece ikisi.

Ancak ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden’ın bu geleneği değiştireceği belirtiliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Biden, 1915 olayların yıldönümü için “soykırım” ifadesini kullanmaya hazırlanıyor.

Peki, ABD’nin yeni başkanı Washington’un dilini “büyük felaketten”, “soykırıma” çevirirse ne olur?

Bu, zaten kırılgan olan Türkiye-ABD ilişkileri için yeni bir “büyük felakete” kapı aralar mı?

Uzmanlar, “büyük felaket” yaşanmasa da ilişkilerin yara alacağı hususunda hem fikir.

“Biden, Ermeni iddialarına destek veren bir isim”

Konuyla ilgili Independent Türkçe’ye konuşan Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Dr. Faruk Loğoğlu, ABD’nin “soykırım” ifadesi gibi bir hataya düşmesi durumunda zaten sıkışık olan ikili ilişkileri toparlamanın çok güç olacağını söyledi.

İfadenin hem ABD hem Türkiye hem de bölge bakımında çok olumsuz sonuçlar yaratacağını belirten Loğoğlu, “Bu ilişkileri bitirme noktasına getirmez ama bunu düzeltmek için daha fazla zaman, sabır ve itina gerekecek. İlişkiler sıkıntıya girebilir ama hiçbir zaman tamamen bitmez” dedi.

 

Faruk Loğoğlu
Faruk Loğoğlu / Fotoğraf: AA

 

“Türkiye, bu sefer ‘soykırım’ ifadesinin kullanmasını neden önleyemedi?” sorusuna yanıt veren Loğoğlu, konunun sürekli olarak ABD gündeminde olduğu hatırlatarak şunları kaydetti:

“Önlemek diye bir şey sözkonusu değil. Çünkü konu hep ABD’nin gündemindeydi. Türkiye resmi kanal ve lobi faaliyetleri sonucu daha önceki başkanların ifadeyi kullanmasını önledi. Ancak Joe Biden farklı bir politikacı. Ermeni iddialarına destek vermiş bir isim. Hem seçim kampanyalarında hem de başkan yardımcısı olduğu dönemde bu iddiaları destekledi.  Açıklamayla ilişkiler tamamen kopmaz ama değişik bir eksene oturur.”

“Yasama organı üzerinde etkili olmak için İsrail ile ilişkileri geliştirmeliyiz”

Türkiye ile ABD arasında A3 kağıdını dolduracak kadar problemli alanların oluştuğunu kaydeden Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Poyraz Gürson, ise “soykırım” ifadesinin var olan problemlere yenilerini ekleyeceğini söyledi.

İfadenin ikili ilişkilerde bir kırılma yaratacağına dikkati çeken Gürson, “Siyasi liderlerin ‘büyük felaket’ veya ‘soykırım’ ifadesinden ziyade Birleşmiş Milletlerin açıklaması var. Özellikle hukukçuların bunu ifade etmesi önemlidir” dedi.

 

Ali Poyraz Gürson
Ali Poyraz Gürson / Fotoğraf: Twitter

Konunun tarihçilere havale edilmesiyle aslında hata yapıldığını aktaran Gürson, “Neticede alınmış olan kararlar var. Savaş koşullarında vatanı kurtarma ve korumaya yönelik ülkenin yaşadığı bir tarih gerçeği var. Konu 1950’li yıllardan beri çarpıtılarak bugüne kadar getirildi. Dolayısıyla ifadenin bir kırılma yaratacak ve sorun yumağı daha da büyüyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerde lobi faaliyetlerin olmazsa olmazları arasında olduğunu kaydeden Gürson, Ankara’nın lobi faaliyetlerinde daha etkin olması gerektiğini belirterek devamında şu ifadelere yer verdi:

“Daha önce kongre üyelerinin baskısı yoktu. Şimdi hem kongre baskısı var hem de Yahudi lobisi bizimle birlikte hareket etmiyor. Lobi faaliyetleri hem ABD nezdinde hem de diğer meselelerde elimizi güçlendirir. Çünkü ABD sistemi lobiler üzerinde kurulmuş ve biz bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Burada yasama organı üzerinde etkili olan her türlü faaliyetten söz ediyoruz. Yasama organı üzerinde etkili olabilmek için İsrail ile iyi ilişkiler geliştirmek gerekir.”

“Ankara reaksiyon gösterip Çin ve Rusya’nın yanında mı durmaya çalışacak?”

İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni de ifadenin iki ülke ilişkilerini bitirme noktasına getireceğini düşünmediğini kaydetti.

 

Hasan Köni
Hasan Köni / Fotoğraf: Twitter

 

“Türkiye tam reaksiyon göstermeli, bu kabul edilebilir değil” şeklindeki açıklamalara anlam veremediğini belirten Köni, “Ankara reaksiyon gösterip Çin ve Rusya’nın yanında mı durmaya çalışacak. Çünkü onlarda İslami yapılanmadan hoşlanan ülkeler değil” ifadelerini kullandı.

Siyasi boyutu açısından “soykırım” iddiasının birçok ülkenin parlamentosunda kabul edildiğini hatırlatan Köni, “Önemli olan bir mahkeme kararının olmasıdır. Hukuki açıdan böyle olması gerekiyor. Mesela İngilizler Malta’ya gidenleri yargılamak istedi ama delil bulamadı çünkü bizzat işgal kuvvetleriydi” diye konuştu.

“ABD bir demokrasiden çok bir lobitokrasi, yani lobilerin isteklerinin öne çıktığı, seçimlerde çok önemli rol oynadığı, para verdiği ve seçtirdiği yapıdır” diyen Köni, lobilerin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

“Biden’ın seçildiği bölgede önemli bir Yahudi lobisi bulunuyor. Tabii şimdi Yahudi lobisiyle aramız iyi değil. Doğu Akdeniz nedeniyle Yunanistan ile ikili ilişkilerimiz zaten ve Avrupa ile sorun yaşıyoruz. Ayrıca bazı Arap ülkeleriyle sorunlar var. Tüm bunlar birleşince Biden söyler diye düşünüyorum. Bu Türkiye’yi sarsmaz ancak Biden’ın uzun süre telefon etmemesi gibi psikolojik bir baskısı olur. Ankara sert cevaplar verebilir ama bunun eyleme dönüşecek boyutta olabileceğini tahmin etmiyorum.”

“ABD hukuku açısından birtakım yaptırımları olabilir”

Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ise konunun Türkiye’ye bir maliyeti olsa da ilişkileri bitirme gibi büyük bir etkisinin olmayacağı görüşünde.

 

Ali Çarkoğlu
Ali Çarkoğlu / Fotoğraf: Twitter

 

İki tarafın da daha uzun süreli ilişkiler için stratejik düşüneceğini varsaydığını belirten Çarkoğlu, “Bu şekilde düşünüldüğünde deklarasyonunun ABD tarafından kısa dönemde bir etkisi olsa da uzun vadede çok büyük bir değişiklik yaratmasını beklemiyorum” yorumunda bulundu

Ermeni meselenin ABD’de belli bir olgunluğa eriştiğini kaydeden Çarkoğlu, “Biden seçim kampanyasında konuyu dillendirdi ve içerden de büyük baskı altında. Bugüne kadar ki gelişmeler sonucunda ABD için artık gidilecek başka bir nokta kalmamıştır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin iç siyaseti nedeniyle meseleye biraz daha sert tepkiyle karşılamak isteyebileceğine değinen Çarkoğlu, “Zaten dünyanın birçok ülkesinde deklarasyonlar yapıldı ve kabul edildi. Tabii ABD’nin bunu deklare etmesi ayrı bir şey. ABD hukuku açısından birtakım yaptırımları olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

 

The Independentturkish